(Haber kaynak: Yeşil Gazete)

Muğla’nin Yatağan ilçesinde bir araya gelen Ekoloji Birliği üyeleri,  devlet tarafından veren geçici izin belgesi ile çalışmasına devam eden Yatağan Termik Santrali‘ni protesto etti. 40 yıla yakın süredir faaliyet gösteren santralin, bölgede yaşayan 45 bin kişinin erken ölümüne sebep olduğunu söyleyen aktivistler santral için sembolik bir kapatma töreni düzenledi.

Gerekli çevre yatırımlarını yapmayan santrallere 2,5 yıl daha uzatma verilmesini öngören yasa tasarısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edilmesinin ardından 1 Ocak tarihinde 5 santral tamamen, 1 santral ise kısmi olarak mühürlenmişti.  Geçici faaliyet belgesi alarak çalışmaya devam eden altı santralden birisi ise Yatağan Termik Santrali olmuştu.

Yatağan’da yaşayan ve uzun yıllardır santralin kapatılması için mücadele veren halk çevre mevzuatlarına uygun olmayan bu santralin de kapatılmasını talep ediyor.  Ekoloji Birliği tarafından düzenlenen eyleme Muğla Çevre Platformu, CHP Muğla Milletvekili Suat Özcan’ın yanı sıra Yatağan’da yaşayan yerel halk da destek verdi.

Doğan: Mahkeme kararı uygulanmadı

Ekoloji Birliği adına basın açıklamasını okuyan Süheyla Doğan, Yatağan Santrali’nin Muğla’daki Yeniköy ve Kemerköy termik santralleriyle birlikte 1996 yılında Aydın İdare Mahkemesi tarafından kapatılmasına karar verildiğini hatırlattı. Doğan, Danıştay’ın da onadığı kararın uygulanmaması sebebiyle 2005 yılında AİHM tarafından da kapatılma kararı verildiğini ancak bu kararın da uygulanmadığını söyledi.

‘45 bin erken ölüme sebep oldu’

Santralin “Ekolojik ve toplumsal açıdan bir felaketin sorumlusu ve hukuk açısından utanç vesilesi” olduğunu söyleyen Doğan santralin verdiği zararları şu şekilde sıraladı:

  • Bu santral; eskimiş teknolojisi ve çevreye yaydığı kirlilikle, işletildiği 35 yılı aşkın sürede yörede yaşayan 45 bin insanın erken ölümünün asli sorumlusu olan,
  • Ekonomik ömrünü doldurmuş olması nedeniyle de kapatılması gerekmesine rağmen 5 yıl önce özelleştirilen ve işletilmeye devam eden,
  • Besleyen kömür ocaklarının Yatağan’da 4 köyün yerinden edilmesine, bu köylerde yaşayan insanların yaşama, barınma, geçinme haklarının ellerinden alınmasına yol açan; işletmeye devam edilirse kömür maden ocaklarıyla Yatağan’da toplam 27 köyün boşaltılmasına yol açacak olan,
  • Yaklaşık 40 yıldır işletilmesine rağmen çevre izin ve lisanslarına sahip olmayan, sanki yeni işletmeye alınmış gibi, devlet tarafından geçici işletme izni verildiği açıklanıp kapatılmayan,
  • Hukuksuzluğun bir örneği olarak ÇED sürecinden muaf olduğu kabulüyle işlem yapılan; açıkça kanuna aykırı biçimde zeytinlikleri yok eden,

Yol açtığı ekolojik ve toplumsal yıkıma, açık hukuksuzluğuna rağmen, sadece varlığı, işletilmeye devam etmesi nedeniyle devletten, yani hepimize ait kaynaklardan 2018 yılında 70.140.651,43 TL, 2019 yılının 11 ayında 103.011.849,26 TL, toplam 173.152.500,69 TL kapasite desteği alan; 2020 yılında da alacağı açıklanan bir santraldir.

‘Hem sağlıklı kalmak hem çalışmak mümkün’


“Devlet politikalarının önümüze koyduğu şey, ya bu santralde çalışarak sağlığını, hayatını kaybetmek, ya da işsiz kalarak açlığa mahkûm olmaktır” diyen Doğan, çalışanların hem sağlıklarını, hayatlarını korumaları; hem de işsiz kalmadan çalışmaya devam etmelerinin mümkün olduğunu söyledi.

Devletin 2019 yılında elektrik santrallerine 2 milyar Lira ödediğini hatırlatan Doğan, bu paranın 20 bin işçinin yıllık ücretini ödemeye yeteceğini söyledi. Açıklamada ek olarak bu bütçe ile ekolojik ve toplumsal yıkıma yol açan santrallerin bir adil geçiş süreciyle kapatılması için yeni yatırımlar yapılmasına ve sağlıklı iş olanakları yaratılmasına yeterli olacağı belirtildi. Doğan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

Kırk katıra da kırk satıra da mecbur değiliz. Bu nedenle doğayla, bitkilerle, hayvanlarla barışık; ülkeyle, insanlarla dost olan bizler, yarattıkları karbon salımları nedeniyle içinde bulunduğumuz iklim krizinin başlıca nedenlerinden biri olan termik santrallerden birini; Yatağan Termik Santrali’ni kapatıyoruz.

Basın açıklamasının ardından, santral için sembolik bir kapatma töreni düzenlendi. Sonrasında ise Ekoloji Birliği üyeleri Yatağan Turgut Köyü‘nde zeytinliklere dayanan kömür maden sahasını Turgut Köylüleriyle birlikte ziyaret etti. Ardından bölgede kömür sahası ortasında kalan Lagina Antik Kenti ziyaret edildi.

Ekoloji Birliği’nin gerçekleştirdiği basın açıklamasının tamamı şöyle:

Kamuoyuna, Basına ve Yetkililere Sesleniyoruz,

Bugün burada, kırk yıllık bir ekolojik ve toplumsal yıkımın sorumlusu olan Yatağan Termik Santralinin kapanışını yapmak ve bunu kamuoyuna duyurmak için toplandık.
Bilindiği gibi, bu Santral, Muğla’daki diğer iki santralle, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleriyle birlikte 1996 yılında Aydın İdare Mahkemesi tarafından kapatılmasına karar verilmiş bir santraldir.
Bu Santral;

Danıştay’ın onadığı mahkeme kararıyla hukukun dur dediği; mahkeme kararın uygulanmaması nedeniyle 2005 yılında AİHM tarafından da kapatılmasına karar verilip, Türkiye’nin mahkûm edilmesine yol açan,

Eskimiş teknolojisi ve çevreye yaydığı kirlilikle, işletildiği 35 yılı aşkın sürede yörede yaşayan 45 bin insanın erken ölümünün asli sorumlusu olan,

Ekonomik ömrünü doldurmuş olması nedeniyle de kapatılması gerekmesine rağmen 5 yıl önce özelleştirilen ve işletilmeye devam eden,

Besleyen kömür ocaklarının Yatağan’da 4 köyün yerinden edilmesine, bu köylerde yaşayan insanların yaşama, barınma, geçinme haklarının ellerinden alınmasına yol açan; işletmeye devam edilirse kömür maden ocaklarıyla Yatağan’da toplam 27 köyün boşaltılmasına yol açacak olan,

Yaklaşık 40 yıldır işletilmesine rağmen çevre izin ve lisanslarına sahip olmayan, sanki yeni işletmeye alınmış gibi, devlet tarafından geçici işletme izni verildiği açıklanıp kapatılmayan,

Hukuksuzluğun bir örneği olarak ÇED sürecinden muaf olduğu kabulüyle işlem yapılan; açıkça kanuna aykırı biçimde zeytinlikleri yok eden,

Yol açtığı ekolojik ve toplumsal yıkıma, açık hukuksuzluğuna rağmen, sadece varlığı, işletilmeye devam etmesi nedeniyle devletten, yani hepimize ait kaynaklardan 2018 yılında 70.140.651,43 TL, 2019 yılının 11 ayında 103.011.849,26 TL, toplam 173.152.500,69 TL kapasite desteği alan; 2020 yılında da alacağı açıklanan,

Ekolojik ve toplumsal açıdan bir felaketin sorumlusu ve hukuk açısından utanç vesilesi olan bir santraldir.
Kapatılan 6 santral örneğinden biliyoruz ki, varlıkları bir felaket olan santrallerin kapatılmasının yükü, bu santrallerde çalışanların, emeğiyle hayatını kazanmaya çalışanların, yörede yaşayanların sırtına yüklenmek isteniyor. Çalışanlar, emekçiler, köylüler, “Kırk katır mı, kırk satır mı?” açmazıyla; geçimini kaybetmekle, açlıkla yüzyüze bırakılıyor.

Ülkemizde ve dünyada sıkça rastlanan durum, fosil yakıt sektörünün var olduğu çevrede ana geçim kaynağı haline gelmesi ve tüm alternatif yaşam biçimlerini bilinçli olarak yok etmesidir. Devlet politikalarının önümüze koyduğu şey, ya bu Santralde çalışarak sağlığını, hayatını kaybetmek, ya da işsiz kalarak açlığa mahkûm olmaktır. Oysa, hiçbirimiz, çalışanlar buna mahkûm değiliz. Çalışanların hem sağlıklarını, hayatlarını korumaları; hem de işsiz kalmadan çalışmaya devam etmeleri mümkündür.
Devlet, ülkenin elektrik üretim kapasitesinin önemli bir bölümü kullanılmamasına rağmen, üretim kapasitesi yarattıkları gerekçesiyle, kapatılanlar da dahil, elektrik santrallerine 2019 yılında 2 milyar Lira ödedi. Bu para en az 20 bin işçinin yıllık ücretlerini ödemeye yeterli. Bu bütçe, ekolojik ve toplumsal yıkıma yol açan santrallerin bir adil geçiş süreciyle kapatılması için yeni yatırımlar yapılmasına ve sağlıklı iş olanakları yaratılmasına yeterli.

Yeter ki, bu adil geçiş politikası uygulanmak istensin. Bunu somutlaştıracak; çalışanların işsiz kalmasını, açlığa mahkûm olmasını önleyecek uygulamaların hayata geçirilmesine karar verilsin. Biz bunun mümkün olduğunu biliyoruz.
İhtiyaç olmayan kapasiteyi yarattıkları için elektrik üretim şirketlerine yılda 2 milyar Lira ödeyebilen devlet, Yatağan TES’i besleyen kömür maden ocaklarının yok ettiği Stratonikea antik kenti ve Lagina kutsal alanı arasındaki kutsal yol kazılarına ödenek bulamamakta, kazı maliyetinin bir bölümü Yatağan TES işletmecisi tarafından karşılanmaktadır. Yok edilen ve dünya ölçeğinde tanınan bu kültür varlıkları ciddi bir turizm potansiyeli ve önemli bir iş-geçinme imkânı sunmaktadır. Doğayla ve toplumsal hayatla uyumlu olarak kullanılabilecek imkân değerlendirilmemekte, yöre insanı Santral’de sağlıksız koşullarda çalışmaya mahkum edilmektedir.

Kırk katıra da kırk satıra da mecbur değiliz. Bu nedenle  doğayla, bitkilerle, hayvanlarla barışık; ülkeyle, insanlarla dost olan bizler, yarattıkları karbon salımları nedeniyle içinde bulunduğumuz iklim krizinin başlıca nedenlerinden biri olan termik santrallerden birini; Yatağan Termik Santralini kapatıyoruz.

Hukuku, anayasayı, yasaları tanıyorsa devlet de hem bu Santrali kapatmak hem de çalışanları işsizliğe, yoksulluğa, açlığa mahkum etmeyecek politikaları derhal uygulamaya koymak zorundadır.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

Ekoloji Birliği 

 

 

 

 

FacebookTwitter