İklim Bilimine Dair Temel Bilgiler:
  1. Isınıyor.
  2. Nedeni biziz.
  3. Eminiz.
  4. Durum kötü.
  5. Durdurabiliriz.

(Durumu bu kadar basitçe özetlediği için Dr. Kimberly Nicholas’a teşekkür ederiz).

1. Isınıyor.

Şu anda yıllık küresel ortalama sıcaklık, endüstri devrimi öncesine göre 1.2° derece daha sıcak (2021 Mayıs itibariyle)

0° C
+1° C
← Sıcak
Küresel Sıcaklık Endeksi, 1880-2016 (NASA)

Gezegenimizin ortalama yeryüzü sıcaklığı sanayi öncesi döneme göre 1,2 °C daha sıcak. Bu, büyük bir artış gibi durmayabilir ama binlerce insan için yaşam ile ölüm arasındaki fark demek..

IPCC 2018 yılı raporuna göre, hayat fosil yakıtlara bağımlı şekilde bugünkü haliyle devam ederse 2030 yılında 1,5 °C artışa ulaşacağız.

Oldukça kompleks bir sistem olan iklim sisteminde büyük çaplı değişiklik ve istikrarsızlıklarla karşı karşıyayız. Bu durumu kısaca özetleyen kanıt 2020 yılının, kayıtların tutulmaya başlandığı 1850’den beri 2016 ile beraber en sıcak yıl olarak tespit edilmiş olması. Hem de küresel düzeyde soğutma etkisi yaratan La Nina’nın yaşandığı yıl olmasına rağmen.

 

Ortalamadan soğuk en son ay 1965 Ekim’di. (Climate Central)

2. Nedeni biziz.

İklim değişikliğinin nedeni biziz; çünkü tüketime dayalı sistemimiz daha fazla fosil yakıt kullanımını tetikliyor.

Yükselen sıcaklıkların sera gazı salımları ile ilişkisi birbirleriyle örtüşüyor.

18. yüzyıldan önce atmosferimizin içerdiği karbondioksit oranı yaklaşık milyonda 280 partiküldü. Bu sayı “uygarlık adına” sanayileşmeyle ve kömür, petrol, gaz yakıtlara olan bağımlılığımızla hızla değişti. Şu anda fosil yakıt kullanımına bel bağlayan sistemimizden dolayı atmosferdeki karbondioksit oranı milyonda 410 partikülün üzerine çıkmış durumda. Üstelik fosil yakıt kullanımının dünyada yayılmasıyla birlikte, atmosferdeki karbon miktarı hızla artmaya devam ediyor.

Fosil yakıtların yakılması tek başına hala sorunun en büyük nedeni durumunda; küresel emisyonların %57’sinin nedeni bu. Bunun yanında zengin ülkelerdeki hayvan temelli tarım talebindeki hızlı artış, metan ve azot oksit gibi diğer sera gazlarının hızla artmasına da neden oluyor. Bu sorun, karbondioksitin atmosferde metan ve diğer sera gazlarına oranla çok daha uzun süre aktif kalmasıyla daha da artıyor. Fosil yakıt şirketleri, bir zamanlar yeryüzünün altında fosil yakıt olarak depolanan milyonlarca yıllık karbonu alıp atmosfere bırakmaya devam ediyorlar. Nisan 2021 tarihindeki ölçümlere göre karbondioksitin atmosferdeki seviyesi 416 ppm. Bilim insanları ve iklim uzmanları ise atmosferdeki karbondioksit miktarının güvenli üst sınırının milyonda 350 parçacık (ppm) olması gerektiğinde hem fikir.

Fosil yakıtları yerin altında tutmak ve enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak güvenli üst sınır olan 350 ppm seviyesine geri dönmek, iklim değişikliğini önlemek için atabileceğimiz en önemli adım.

CO2 seviyeleri – son kısımdaki keskin artışa dikkat edin. (kaynak: Scripps Institution of Oceanography)

3. Eminiz.

Bilim insanlarının %97 gibi ezici bir çoğunluğu, iklim değişikliğinin insan kaynaklı sera gazı emisyonlarından kaynaklandığını kabul ediyor. Bilim insanları arasında iklim değişikliğine dair kayda değer bir itiraz noktası bulunmuyor.

Scientists march at the 2014 People's Climate March in New York City.

New York’taki 2014 İklim Yürüyüşü’nde bilim insanları.

İklim değişikliğinde CO2 ‘nin rolünü kabul eden 1981 tarihli Exxon’un iç belgesi.

Atmosferde daha fazla CO2 olmasının iklimin ısıtacağının keşfi 1890’lı yıllara dayanıyor. İklim biliminin güvenilirliğine yönelik saldırılar, iklim değişikliği konusundaki anlayışımıza dair belirsizlik yaratmak için milyonlarca dolar harcayan fosil yakıt endüstrisi de dahil olmak üzere, çıkar grupları tarafından sürdürülüyor.

Petrol şirketi Exxon, iklim değişikliğinin etkilerini 1970’lerde biliyordu; bu konuda harekete geçmenin de gelirlerini olumsuz etkileyeceğini anlamıştı. Bunun sonucunda, hakikate karşı sektör çapında bir saldırıya geçerek, on yıllar boyunca eyleme geçilmesini engelleyen sahte bir tartışma yarattılar. Şimdi Exxon’un ve Shell gibi diğer şirketlerin altyapılarını, onlarca yıldır iklim değişikliğinden korumak için adımlar attığını; ama bir yandan geri kalanımızı korumak için harekete geçilmesini engellemeye çalıştığını biliyoruz.

İklim krizinin gerçek olduğunu bize anlatan sadece bilim değil. Çiftçilerden yerli halklara doğa ile kurdukları doğrudan ilişkiye bağlı olarak yaşayanların tanıklığı ve yereldeki değişimlere dair bilgisi de iklim krizinin varlığını açıkça meydana çıkarıyor. 

Sonuç olarak dünya çapında büyük sorunlara neden olan iklim değişikliğinin hızla iklim krizine dönüşmesinin nedeni insanlar. Bunu durdurmanın en iyi, fosil yakıtları yerin altında bırakmak.

4. Durum kötü.

Screenshot of climate impacts map on climatesignals.com

İklim etkilerini gösteren harita. Kaynak: climatesignals.org

1.2°C’lik ısınma hali hazırda gezegenin dört bir yanında yıkıcı etkilere yol açmış durumda.

Küresel ölçekte hububat verimleri %10 azaldı; bunun nedeni iklim değişikliğine bağlı olan aşırı sıcak dalgaları ve seller. Bunun sonucunda açlık artıyor ve insanlar yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalıyor. Kıyılara yakın yaşayan 1 milyondan fazla insan, yükselen denizler ve daha güçlü fırtınalar nedeniyle evlerinden çıkmak zorunda kaldı; şayet süreç tersine dönmezse önümüzdeki yıllarda milyonlarca insanın da evlerini terk etmek zorunda kalmaları bekleniyor.

Son yıllarda iklim değişikliği biliminde hızlı gelişmeler kaydedildi; artık bilim insanları, iklim değişikliğinin birçok aşırı iklim olayına veya diğer olaylara katkısını kesin bir şekilde saptayabiliyor.

Yaşanan felaketleri iklim değişikliğinin hem sonucu hem de hızlandırıcısı olarak görmek mümkün. Çünkü iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya iklimin hassas dengesini bozacak zincirleme etkiler çıkıyor.  Aynı okyanusların asitlenmesi sonucunda atmosfere daha çok karbonun karışması ve iklimin dengesinin gittikçe daha da bozulması gibi. Diğer yandan dünyanın bir köşesinde olan iklim felaketleri sadece yerel etkiler üretmiyor, tüm gezegeni için altından kalkılması zor sonuçlar üretiyor. Aynı Antarktika, Kuzey Kutbu ve Grönland’da buzulların erimesi sonucu deniz seviyelerinin yükselmesine ve dünya genelinde kıyılarda yaşayanların -özellikle de kentlerin- buna bağlı olarak tehlike altında olması gibi. 

İklim olaylarının maliyetlerine gelince… 2020 yılı boyunca iklim krizi nedeniyle milyarlarca dolar değerinde zarar ortaya çıktı. Dolaylı yoldan uğranılan zararlar da hesap edildiğinde fatura daha da kabarmakta. Ancak iklim felaketlerinin ekonomik olanın daha da ötesinde canlıların yaşamlarına, yaşam alanlarına ve türlü haklara erişimlerine verdiği zararlar bulunuyor ki ne bunlara ne ekonomik değer biçmek mümkün ne de bunları tazmin etmek, onarmak ya da geri getirmek. 2020 yılının sadece ilk yarısında başta Asya ve Afrika’da olmak üzere dünya genelinde 9,8 milyon kişi iklim felaketleri nedeniyle yerinden oldu ve göç etmek zorunda kaldı. 209 yılında iklim krizinin etkisiyle sürmekte olan gıda güvenliği dünya nüfusunun yüzde 9’unun, yani 690 milyon insanın, yetersiz beslendiği, %10’unun da -750 milyon insanın- temiz, sağlıklı ve ucuz gıdaya ulaşamadığı tahmin ediliyor.

 

5. Durdurabiliriz.

İklim değişikliğinin temel gerçekleri acı: Isınmanın 1,5°C’nin altında kalması için 2030 yılına kadar sera gazı salımlarını yarıya indirmemiz gerekiyor.

İyi haber şu:

  1. Tam olarak ne yapmamız gerektiğini biliyoruz: Fosil yakıtları yerin altında bırakmak ve adil bir dönüşüm yoluyla % 100 yenilenebilir enerjiye geçmek.
  2. Yenilenebilir enerji her geçen gün daha ucuz hale geliyor ve yaygınlaşıyor.
  3. Bizler yalnız değiliz – iklim değişikliğini durdurmak ve fosil yakıt endüstrisiyle mücadele etmek için dünya çapındaki hareket her geçen gün daha da güçleniyor.
*1,5 – 2°C daha sıcak olan bir dünya çok farklı, daha korkutucu bir yer olacak. Şu an ortalama sıcak artışlarında 1.2°C’ye ulaştık ve daha şimdiden daha çok fırtına, seller, sıcaklık dalgaları, kuraklıklar ve  ada ülkelerinin sulara gömülmesi riski ile karşılaştık. 1,5 – 2°C’lik artış ise insanlar için epey ızdırap ve yeryüzü açısından da büyük hasar demek olacak.
HAREKETE KATILIN

Harekete geçin

Daha adil bir dünya için küresel harekete katılın.
İklim değişikliği ile beraber mücadele edelim!

Kayıt ol:

Hi !

We have your info saved from last time, just click the button below to continue.

Not ? Çıkış

​Bunu yaparak, hizmet şartlarımızı ve gizlilik politikamızı kabul ediyorsunuz. İstediğiniz zaman üyelikten çıkabilirsiniz.​

​Bunu yaparak, hizmet şartlarımızı ve gizlilik politikamızı kabul ediyorsunuz. İstediğiniz zaman üyelikten çıkabilirsiniz.​

İlave Okuma İçin (İngilizce olarak)

Increased Air Mass Temperature

Decreased Arctic Sea Ice

California Change in Evapotranspiration

California Decreased Snowpack

Increased Drying of Soils

Change in Evapotranspiration

Increased Extreme Heat and Heat Waves

Glacier and Ice Sheet Melt

Global Warming

Greenhouse Gas Emissions

California Increased Temperatures

Increased Land Surface Temperature

Increased Permafrost Thaw

Increased Sea Surface Temperature

Season Creep

Decreased Snow and Ice Cover

Increased Atmospheric Moisture

Increased Extreme Precipitation

Increased Northern Hemisphere Mid-Latitude Precipitation

Change in Runoff

Increased Atmospheric Blocking

California Decreased Precipitation

Increased Frequency of Extreme El Niños

Hadley Cell Expansion

Decreased North Atlantic Surface Temperature

Change in Northern Hemisphere Circulation

Increased Ocean Acidification

Ridiculously Resilient Ridge

Change in Southern Hemisphere Circulation

Change in Surface Ozone

Decreased Surface Wind Speed

Weakening Atlantic Meridional Overturning Circulation

California Decreased Soil Moisture

Increased Drought Risk

California Increased Drought PDSI

Change in Atlantic Cyclone Steering

Increased Frequency Intense Atlantic Hurricanes

Increased Frequency Intense Cyclones

Increased Frequency Intense NW Pacific Typhoons

Increased Frequency Intense SW Pacific Cyclones

Increased Frequency Intense Tropical Pacific Hurricanes

Increased Frequency North Indian Cyclones

California Increased Wildfire Risk

Increased Wildfire Risk

Increased Coastal Flooding

Increased Flooding Risk

Rising Sea Levels

Increased Storm Surge

Thermal Expansion of the Ocean

Increased Blizzard Risk

Increased Coral Bleaching

Decreased Habitat Availability and Species Die-Off

Increased Parasite, Bacteria and Virus Populations

Increased Pine Beetle Outbreaks

Change in Species Range

Increased Humidity and Heat Stress

Increased Infectious Gastrointestinal Disease Risk

Increased Respiratory Disease Risk

Increased Vector Borne Disease Risk

Increased Risk Wind Damage

Increased Storm Intensity

Increased Tornado Risk

Monthly global average temperature relative to pre-industrial average

Ortalamadan soğuk son ay 1965 Ekim'iydi. (Climate Central)

CO2 levels throughout history — note the sharp spike at the end. (source: Scripps Institution of Oceanography)

FacebookTwitter