Bugün Amerika Meteoroloji Derneği Bülteni BAMS’de (Bulletin of American Meteorology) yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, iklim değişikliği 2017 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Düzlükleri ve Batı Afrika’da yaşanan kuralık, Güney Amerika, Çin ve Bangladeş’teki seller ve Çin ve Akdeniz’de görülen sıcak hava dalgalarının meydana gelme olasılığını arttırdı.

Raporun “2017 Aşırı Hava Olaylarının İklim Değişikliği Perspektifi” isimli yedinci sayısı, 2017 ve 2018’de Avustralya açıklarındaki Tasman Denizi’nde görülen yoğun deniz sıcak hava dalgaları da dahil olmak üzere, yüksek yüzey sıcaklıklarının insan kaynaklı iklim değişikliği olmadan meydana gelme olasılığının “esas itibarıyla imkansız” olduğunu ortaya koydu. Raporda Avustralya yangınları ve Uruguay selleri de incelendi.

Bu yıl, bilim insanlarının insan kaynaklı iklim değişikliğinin neden olduğu küresel ısınma olmadan yaşanması olanaksız aşırı hava olaylarını tanımladıkları ikinci yıl.

BAMS’ın Genel Yayın Yönetmeni Jeff Rosenfeld’e göre, “Bu atıf çalışmaları iklim değişikliğinin bize her yıl yeni ve daha aşırı düzeyde hava olayları yaşamamıza sebep olduğunu söylüyor. Bu bilimin verdiği mesaj ise medeniyetimizin değişin iklimimizle uyumsuzluğunun giderek arttığı yönünde.”

Raporda 2017’de altı kıta ve iki okyanusta meydana gelen 17 aşırı hava olayının hakem denetimli analizine yer veriliyor. 10 ülkeden 120 bilim insanı hem tarihsel gözlemlere hem de modellemelere bakarak, belirli aşırı hava olaylarının iklim değişikliği tarafından ne kadar etkilenmiş olabileceğini inceledi.

BAMS Editörü ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi NOAA’dan Araştırmacı Martin Hoerling, incelenen olayların altı kıta ve bir yıla yayılmasına rağmen, birbirileriyle yakından bağlantılı olduğunun açıkça ortaya çıktığını ifade etti.

Hoering: “Bu araştırmalar, 20. Yüzyılın hava ve iklim şartlarından köklü şekilde uzaklaşacağımızı öngören IPCC’nin 1990 tarihli ilk raporundaki bilgileri doğrular nitelikte. İnsan faaliyetlerinin artık çeşitli aşırı hava olaylarına neden olduğu kanısı bilimsel araştırmalar tarafından da doğrulanıyor,” dedi.

Rapordaki 2017 yılı aşırı hava olayları analiz bulgularından bazıları ise şöyle:

 

Sıcaklık

İklim değişikliği, Avrupa-Akdeniz bölgesinde en az 2017’deki kadar sıcak hava dalgalarının meydana gelme olasılığını, 1950 yılına göre üç misli arttırdı. Bu tür bir sıcak hava dalgasının herhangi bir yıl içinde yeniden görülme olasılığı artık %10 olarak veriliyor.

2017’de Çin’in orta ve doğu bölgelerinde yaşanan rekor düzeydeki sıcak hava dalgaları bir zamanlar ender rastlanan hava olaylarıydı. Artık, bu tür aşırı sıcak hava dalgaları iklim değişikliğine bağlı olarak beş yılda bir meydana geliyor.

 

Kuraklık

İklim değişikliği, yağış ve bitki su tüketimi (evapotranspirasyon) dengesini bozarak, 2017’de ABD Kuzey Büyük Düzlükler’de (Great Plains) yaşanan kuraklığın meydana gelme ihtimalini 1,5 kat arttırdı.

 

Sel

İklim değişikliği Bangladeş’in kuzeydoğu bölgesinde sel baskınlarına neden olan ve 6 gün süren muson öncesi aşırı yağışların meydana gelme olasılığını %100 arttırdı.

İklim değişikliği Haziran 2017’de Çin’in güneydoğu bölgesinde binlerce evin yıkılmasına yol açan aşırı yağışların meydana gelme olasılığını iki kat arttırdı.

Mart 2017’de Peru’da sele neden olan yağışlara doğal bir sıcak kıyı suları akımı döngüsü neden oldu ancak insan kaynaklı iklim değişikliği bu tür aşırı olayların meydana gelme olasılığını 1,5 kat arttırdı.

 

Okyanus kaynaklı hava olayları

Bilim insanları Avustralya açıklarındaki Tasman Denizi yüzey hava sıcaklıklarının iklim değişikliği olmasa 2017 ve 2018’de görülen rekor düzeye çıkamayacağını ortaya koydu..

Afrika açıklarındaki yüzey hava sıcaklığı, Somali’de 6 milyonun üzerinde insanı gıda kıtlığıyla karşı karşıya bırakan 2017 Doğu Afrika kuraklığının meydana gelme ihtimalini iki misli arttırdı. Yapılan bir çalışmada, deniz suyunda görülen aşırı ısınmaya Sanayi öncesi dönemde rastlanamayacağı ortaya konuldu.

Arktik Okyanusu’ndaki buz seviyesinin iklim değişikliğine bağlı olarak rekor düzeyde gerilemesi, Aralık 2016’da Batı Avrupa’nın büyük kesiminde rekor düzeyde yağış kıtlığı yaşanmasına yol açtı.

Okyanus olayları da–olağandışı sıcak noktalardan deniz buzullarının erimesine kadar- bu yıl incelenen olayların arasında yer alıyor. Okyanuslar da küresel ısınma sürecine dahil ve okyanuslarda depolanan ısının, kardaki aşırı hava olaylarının önemli bir etkeni olması bekleniyor.

Bu yayının yedi sayısında incelenen aşırı hava olayları araştırmacılar tarafından seçildi ve o dönemde yaşanan olayların kapsamlı bir analizini teşkil etmiyor. Bu dizide yayımlanan 146 araştırma bulgusunun %70’i aşırı hava olayları ile iklim değişikliği arasında önemli bir ilişki kurarken, %30 ise hiçbir ilişki kurmadı.

Bu yılki rapor, insan kaynaklı iklim değişikliğinin aşırı hava olaylarındaki rolünü değerlendiren atıf çalışmaları yayınlamanın ötesine geçiyor. Editörler, toplumun farklı sektörlerinden yönetici ve planlamacılara gelecekte karşılaşılacak iklim risklerine karşı alınacak önlemleri planlarken atıf çalışmalarından yararlanmalarını istedi. görüşlerini sordu. Raporda su depolama sistemlerinin yönetiminde iklim atıf çalışmalarının önemi, deniz seviyesindeki yükselme planları ve aşırı hava olayları sonrasında yasal sorumlu belirlenmesine dair görüş makalelerine de yer verildi.

Raporda ele alınan bu açılar iklim bilimcilerin, iklim değişikliğinin sonucu ağır ve kritik olabilecek kararlar açısından önem teşkil eden risklerin üzerindeki etkisinin belirlenmesi için politika yapıcılarla birlikte çalışması gerektiğinin altını çiziyor.

Rosenfeld’e göre, “10 yıl kadar önce, kıta ölçeğinde, aylarca süren aşırı hava olaylarına odaklanıyorduk. Artık araştırmacılar aşırı etkilenen bölgelerdeki sıcak hava dalgaları, yangın tehlikesi, ve birkaç gün süre seller gibi daha yerel risklere bakıyor. Sadece 10 yılda, araştırmaların odağı daha geniş kapsamlı toplumsal zorlukları ele alabilecek kadar gelişti.”

İngilizce raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

FacebookTwitter