22 Nisan Dünya Günü’nde Jeff Gibbs ve Michaael Moore imzalı “Planet of Humans” belgeseli Youtube’da yayına girmesi ardından ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Sansasyonel bir çizgide ilerleyen belgesel iklim hareketi, yenilenebilir enerji teknolojileri ve bilimsel gerçekler hakkında bir çok dezenformasyonu da beraberinde getiriyor. Daha vahimi ise bu yanlış bilgilerin “fosil yakıtsız olmaz” diyenler tarafından kullanılmaya başlanmış olması…

Filmin distribütörlerinden Films For Actions da filmdeki yanlışlar sebebiyle sitesinde filmle ilgili gelen eleştirileri derlemeye başladı.

Aşağıda belgesel hakkında 350.org’nin kısa cevabı ile 350.org’nin kurucularından Bill Mckibben’ın belgesel hakkındaki cevabını bulabilirsiniz :

***

350.org

“Planet of Humans” belgeseli Bill Mckibben ve 350.org hakkında bir çok yanlışlık içermektedir. Bu yanlışlar o kadar çok ve o kadar fazla göze çarpıyor ki bu durum sadece kötü gazeteciliğe değil aynı zamanda yönetmen Jeff Gibbs’in art niyetine de işaret ediyor. 

350.org, sadece yenilenebilir enerjiye dayalı bir geleceğin değil, aynı zamanda karbon emisyonlarını anlamlı şekilde azaltmış adil bir geleceğin önemli olduğuna inanıyor. Fosil yakıtlardan nasıl kurtulacağımız önemli bir konu ve farklılıkları bir araya getirerek bunu doğru, eşitlikçi, adalet odaklı bir şekilde yapmamız gerekiyor. Medyada yer alan bir çok makale, video ve rapor bu yönde yapılıyor. Bu film ise onlardan biri değil.

****

Bill Mckibben

Dünya Günü arifesinde 350.org ve şahsıma yönelik ithamlarda bulunan bir Youtube videosu ortaya çıktı. Burada, biyokütle enerjisini desteklediğim, 350 ile birlikte kurumsal finansmandan faydalandığımız ve ekonomimizin karbondan arındırılmasına yönelik maliyetler ile karşılıklı anlaşmalar konusunda destekçilerimizi yanlış yönlendirdiğimiz iddia ediliyordu. Bunlar doğru değil. Anlaşılan filmde daha başka birçok gerçek dışı ifade ve yanlış beyan bulunuyor, ancak ben bu konuda sözü başkalarına bırakacağım.

Film yapımcısı gibi ben de daha önceleri fosil yakıtlara alternatif olarak biyokütle yakılmasını destekliyordum. Benim örneğimde, öğretmenlik yaptığım köy okulu on yılı aşkın bir süre önce petrol yakıtlı fırınlarını odun yongası yakan kazanla değiştirdiklerinde buna saygı göstermiştim. Ancak, büyük çaplı biyokütle yakımının sonuçları ile ilgili gitgide daha fazla bilim insanı inceleme yaptıkça, çalışmalar çok yanlış bir zamanda atmosfere büyük miktarlarda karbon salınacağını ortaya koydu: iklim sistemini şimdi alt üst edersek, ormanların bunu elli yıl içinde telafi edip etmeyeceğinin de bir önemi kalmayacak. Bu mesele netleşir netleşmez konuyla ilgili yazılar yazıp kampanyalar düzenlemeye başladım. Meseleyi yeterince açık ifade ettiğim 2016’daki yazılarımdan biri, Güneydoğu’daki mücadelelerle ilgili New Yorker’da çıkan 2019 yılına ait yazılarımdan bir diğeri ve kampanya destekçilerinin Kuzeydoğu’daki politikaları değiştirmek için mücadele verdikleri sırada 2020’de çıkan bir diğer yazım da burada. Karşı taraf bunu hemen fark etti. İşte, biyokütle endüstrisinin bana, 350.org ve diğerlerine saldıran yazısı. Burada ve Birleşik Krallık’taki bu mücadelede yer alan cesur insanların çoğunun, benim bir engel değil, aksine bir yardım eli olduğumu onaylayacaklarından fazlasıyla eminim.

Şirket parası almakla ilgili ise, ne 350.org‘dan ne de başka bir çevre grubundan asla tek kuruş almadım. Aksine, yıllarca verdiğim hizmetlerin ve aldığım ödüllerin karşılığı olan yüz binlerce doları bağışladım. Ayrıca, 350.org da şirket parası almadı (sadece 2009 yılında dünyanın dört bir yanından Kopenhag iklim konferansına getirdiği yüzlerce genci ısıtmak için The North Face’in nizama aykırı şekilde yaptığı yüzlerce anorak mont bağışını kabul etti). 350.org, kirli fosil yakıtlara dayalı finansal sistemimizi temizlemek için yürüttüğü kampanyalardan hiçbir maddi çıkar elde etmemekle birlikte, finansal danışman gibi de hareket etmez. Bir fonu diğerinden daha fazla teşvik ettiğini ve bunlardan kar elde ettiğini ileri sürmek gerçek dışıdır.

Ben fosil yakıt endüstrisinin sonu gelmeyen taciz ve saldırılarına alışkınım ve sağ tabanlı radikal grupların ömür boyu ölüm tehditlerini göz ardı etmek için de elimden geleni yapıyorum. Kendilerini çevreci olarak gören kişiler tarafından saldırıya uğramak beni çok daha fazla incitiyor. Geride bıraktığımız on senenin büyük bir kısmını çevre hareketini olabilecek en iyi şekilde büyütmek için çaba harcamaya ve diğer kişilerin çalışmalarını desteklemeye harcadım; geniş çaplı büyük bir hareketin en büyük umudumuz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, bu işi yapmaktan her zaman büyük keyif aldım. Söz konusu saldırıların nedenini anlamıyorum. Geçen yaz bunlarla ilgili söylentileri işittiğimde, olası yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için yapımcı ve yönetmene yazdım ama buna istinaden onlardan hiçbir dönüş almadım. Bunda kötü habercilik ve art niyet seziyorum.

Açıkçası, hepimizin mücadele ettiği pandemiden tutun da, petrol endüstrisinin bunu yeni boru hatları inşa etmek için kullanma çabalarına kadar şu anda dünyada çok daha kötü şeyler oluyor. Bunlar, söz konusu saldırıları gölgeliyorlar ve bu saldırılar yalnızca bana değil, bir şeyleri değiştirmek için her gün çalışan diğer insanlara da yapılmış oluyor. Zaferin kolayca elde edilmeyeceğinin ve bunun için çaba harcamaya devam etmemiz gerektiğinin fazlasıyla farkındayız. Nihayetinde, sizden kendim için anlayış beklememekle birlikte, insanların gösterdiği dayanışma için minnettarım. Bu içimi rahatlatıyor.

— Bill McKibben

FacebookTwitter