Fosil yakıtların ulusal kullanımını azaltmak ve iklim değişikliğini sınırlandırmak için kaygılanan hükümetler şimdi nereden başlamaları gerektiğini biliyorlar: büyük şehirlerden. Yeni araştırmalar, geçmiş bilgi ve tecrübelerden yararlanıldığında aşikar olması gerekeni, yani %54’ü şehirlerde yaşayan insanlığın şu anda küresel enerji kullanımının %70’inden fazlasından şehirlerin sorumlu olduğunu teyit etti.

Dünyanın 13,000 kentsel bölgesinde ‘‘karbon ayak izi’’ olarak adlandırılan olguyla ilgili yeni bir çalışma, başlangıç için en etkili yerleri belirledi. Norveç  Bilim  ve Teknoloji Üniversitesi’nden Daniel Moran, “Dünya çapında ilk 100 en yüksek ayak izi şehrinin, küresel karbon ayak izinin yaklaşık %20’sinin sorumlusu” olduğunu söylüyor.

“Bu durum, küçük bir sayıdaki belediye başkanı ve yerel yönetimin birlikte yürüttükleri eylemin ulusal karbon ayak izlerini önemli derecede azaltabilmesi demektir.’’ 

Global Gridded Model of Carbon Footprints (GGMCF) projesi kapsamında yapılan araştırmada karbon ayak izi bakımından İstanbul ilk 100 şehir içinde 26. sırada, Ankara ise 80. sırada yer alıyor. Araştırmanın internet sitesine ve site içinde yer alan interaktif haritaya ulaşmak için tıklayınız.

Karbon ayak izi en yüksek olan şehirler

Bilgiyi Eşleştirme

Dr Moran ve Japonya, ABD ve İsveç’ten çalışma arkadaşları, Environmental Research Letters dergisinde, şehirleri, çoğu kez idari sınırlarda uzanan, yoğun nüfuslu, bitişik yapılandırılmış kentsel bölgeler olarak tanımladıklarını rapor etmişlerdir. Uzaydan, İngiltere ‘deki Manchester ve Salford şehirleri, tek bir  şehir gibi gözükmektedir;  ABD’deki Manhattan ve Brooklyn ya da Japonya’daki Tokyo ve Yokohama içiçe geçer.

Araştırmacılar, daha sonra, karbon ayak izleri hakkında bulabildikleri varolan tüm bilgileri -enerji tüketimi tahminlerini- harcama modelleri üzerine ulusal istatistikler, bölgesel alım gücü verisi ve nüfus haritası ile eşleştirdiler.

Şehirler, insanların, iş faaliyetlerinin, sanayinin, yasamanın, öğrenmenin ve  yaratıcılığın tarihsel merkezleri ve aynı zamanda ekonomik büyümenin de yoğunlaştığı yerlerdir: 600 kentsel merkezin, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın aşağı yukarı %60’ından  sorumlu olduğu düşünülüyor.

Şehirler iklim değişikliğini harekete geçiriyor olabilirler; fakat onlar aynı zamanda en fazla risk altına girecek insan topluluklarının yoğunlaştığı yerlerdir; ve bu durum, şehirlerin sadece kendilerini çevreleyen kırsaldan daha sıcak olmalarından dolayı değil, aynı zamanda dünya ısındıkça daha çok şehirde daha çok insanın  aşırı sıcaklık  ve sel karşısında daha fazla savunmasız olduğundandır..

“Küçük bir sayıdaki belediye başkanı ve yerel yönetimin  birlikte yürüttükleri eylem, ulusal karbon ayak izlerini önemli derecede azaltabilir.’’ 

Çalışmanın mesajı basit: Fosil yakıt kullanımını, karbon ayak izini ve sera gazı salımlarını azaltma sözkonusu olduğunda, belediye başkanları, valiler, meclisler ve şehir yöneticilerinin de ellerinde ulusal hükümetler kadar fırsat bulunmaktadır ve bunların doğrudan etki yaratma fırsatları daha fazladır.. 

Bilim insanları, 13,000 şehre ait listelerini, dünya’daki ülkelerin 187’sinden alınan veri ile  topladılar.  2015’de Paris’te, toplam 195 ulus, fosil yakıt kullanımı ve buna bağlı atmosferik karbon dioksit artışından harekete geçen küresel ısınmayı kontrol altına almak için birlikte çalışma kararı aldılar.    

Hali hazırda dünya 1°C  ısınmış durumda; altedilmesi gereken zorluk, felaket boyutlarına yükselmeden küresel ısınmayı durdurmak.

Çeşitli sürprizler

Ve bu yeni çalışma, başlamak için faydalı olabilecek bazı yerleri ortaya koyuyor. En üstteki ilk 100 şehir, dünya nüfusunun sadece %11’ine ev sahipliği yapmakta, ancak küresel karbon ayak izinin %18’inin sorumlusu bunlar.

İlk üçün Kore’nin Seoul’u, Çin’in Guangzhou’su ve ABD’nin New York’u çıkması sürpriz değil; ancak umulmadık büyüklükte karbon ayak izlerine sahip diğer metropolitan bölgeler arasında Almanya’nın Köln şehri, İngiltere’nin Manchester ve Kanada’nın Montreal şehirleri de var.

İlk 200 şehir arasında bulunan 41 şehir – ve bunlara Mısır’da Kahire, Bangladeş’de Dakka ve Peru’da Lima dahildir- hem toplam salımın hem de kişi başına düşen salımın düşük olduğu ülkelerde. Ancak dünyanın en karbon-yoğun şehirlerinin birçoğu dünyanın en zengin ülkelerinde: yani, bunların belediye yetkililerinin elinde eyleme geçecek kaynaklar mevcut.

Dr Moran, ”Karbon ayak izlerinin varlıklı şehirlerde son derece yoğunlaşmış olması, birkaç yerde belirli hedeflere odaklı tedbirler alınmasının ve bunların seçilmiş koalisyonlar tarafından uygulanmasının, tüketimin önemli sıcak noktalarını kapsayarak büyük etkileri olacağı anlamına gelmektedir,” diyor.   

Kapak fotoğrafı: Zouzou Wisman / Wikimedia Commons – Nijerya / Lagos’da bir Pazar: Şehirler, refahın yaratıcılarıdır

Kaynak: Tim Radford / Climate News Network

FacebookTwitter