Kovid-19 pandemisi dünyanın her yerinde, hayatımızın her alanını ve ekonomilerimizin her sektörünü daha önce tahayyül edemeyeceğimiz boyutlarda etkiliyor. Yüz binlerce yaşam yitiriliyor, teyit edilmiş vaka sayısı milyonlarda ve iyileşenlerin birçoğu da ömür boyu sürecek sonuçlarla cebelleşmek zorunda kalacak.

Kapsamlı sokağa çıkma kısıtlamaları hastalığın yayılmasını yavaşlatmaya ve sınırlamaya yarıyor, biz de bu bilim ve dayanışma eylemini destekliyoruz. Ancak kişilerin hareketlerinin ve iktisadi faaliyetlerinin aniden sekteye uğramış olması, çalışabildiği saat sayısını, gelirlerini ve geçimlerini feci bir şekilde etkiledi ve etkilemeye devam ediyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre, dünyada 3,3 milyarlık çalışan nüfusun arasında beş kişiden dördü iş yerlerinin kısmi veya tam kapanmasından etkilendi. ILO ayrıca bu süreçte 195 milyon tam zamanlı pozisyon eşdeğerinde işin yok olabileceği uyarısında bulunuyor.

Bildiğimiz şekliyle üretim ve tüketimin akışı durmuş vaziyette: Sanayi üretiminin çoğunluğu duraklatıldı, uçaklar pistte, arabalar park halinde ve toplu taşıma araçları sınırlı yolcu ile sefer yapıyor. İş yerlerine gitmek zorunda olmayanlar evden çalışabiliyor. Fakat bugün iş ve gelirlerini kaybetmiş olanları aylarca sürecek belirsizlik ve yeterli gıdaya ulaşabilmek için, kira ve faturalarını ödeyebilmek için bir mücadele bekliyor. Birçok insan evsizlikle, açlık ve borçla karşı karşıya.

 Küresel Güney’de kayıt dışı ekonomide çalışanlarından, daha zengin ülkelerde esnek işlerde çalışan güvencesiz işçilere, durum dünyanın her yerinde aynı. İşsiz kalma ve iş yerinde artan sağlık riski; ırk, cinsiyet ve sınıf temelli eşitsizliklerle örtüşüyor. Dünyanın dört bir yanında pandemiyle ön cephede mücadele eden emekçilerin birçoğunu hali hazırda kırılgan durumda olan insanlar, topluluklar oluşturuyor. Birçok yerde iş kaybı gençleri, kadınları ve etnik azınlıkları orantısız derecede fazla etkiliyor.

Aynı anda, pandemi bize emeğin merkezi rolünü hatırlatıyor. Temel işleri yapan emekçiler olmadan sosyal koruma sistemlerimiz, sağlığımız ve refahımız çöker. Neoliberal sisteme yaslanan siyasetçiler, emekçileri önemsiz görürken, sermayedarlar insanların yerine makinaları koymanın yollarına yatırım yaparken, bizlerin bu krizden sağ salim çıkmasını sağlayanlar kilit önemde işlerde çalışan, hastanelerde bizlere bakan ve ekonominin kaldığı kadarını tutan emekçiler.

Dünyanın farklı yerlerinde küçük işletmeler, üretim hatlarını, işçilerin ihtiyacı olan ve birçok hükümetin temin etmekten aciz kaldığı temel koruma malzemelerini üretmek için dönüştürüyor. Birçok ülkede, ciddi kısıtlamalara rağmen, kayıt dışı ekonomi toplumsal çöküş yaşanmasının önüne geçen şey. Öte yandan, zaten iktisadi çıktının kayda değer bir kısmını üreten aynı emekçiler, her şey yolunda gittiği zaman bile asgari yaşanabilir bir maaş ya da gelir garantisine sahip değil.  Ön cephede mücadele eden aynı emekçiler, süregiden bir diğer küresel krizle, iklim kriziyle mücadelede ihtiyaç duyduğumuz kişilerin de ta kendileri.

Bugün 1 Mayıs Uluslararası İşçi Bayramı ve bugünün kutlanmaya başlandığı 100 sene öncesinden bugüne, 1 Mayıs’ın önemini bu kadar güçlü hatırlatan bir zaman olmadı. Dünyanın pek çok yerinde bir araya gelmemiz mümkün olmasa da bu mücadele ve birlik gününde emekçiler, aktivistler ve toplumun farklı kesimlerinden gelenler olarak omuz omuza duruyor, Kovid-19 ve iklim krizinin küresel çaptaki çifte tehdidine karşı adil iyileşme çağrısı yapıyoruz.

Her iki krize karşı ekonomik ve toplumsal iyileşme için çözümlerin yolu, en kırılgan durumda olanların güvenliğini ve uzun vadeli dirençliliğini artıracak şekilde, adaletten, özenle bakımdan, toplulukları güçlendirmekten ve demokratik hak ve özgürlüklere tutunarak uluslararası dayanışmadan geçiyor.

Pandemi başladığından beri, ağırlıkla da petrol ve doğalgaz sanayiinden birçok şirket lobicisi muktedirlerin kapılarını çalıp yönetici ve hissedarları için hibe istemeye ve  olmazsa olmaz çevre mevzuatının geri çekilmesini talep etmeye başladılar. Bu çeşit talepler, ne bir kurtarma paketine en çok ihtiyacı olan işçi sınıfının, ne de iklimin menfaatine. Çevre mevzuatının geri çekilmesi ve emekçilerin sömürülmesi et ve tırnak gibi, aynı sömürü sisteminin parçası.

Sanayiye ve sektörlere yardım önemli olacak. Ama bu Paris Anlaşması ve küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlı tutmak hedefne sadık olmalı.  Pandeminin ardından ileri yol alırken, özen ve adaletin yeniden yapılanma planlarının merkezinde olması gerekiyor. , İklim krizi ekonominin her sektöründe değişim gerektiriyor. Emekçiler ve topluluklar için adil dönüşüm hayati önemde. Ancak böyle, işsizler, gençler ve toplum içinde marjinalleştirilenler için işlevsel bir programla, sıfır-karbon geleceği inşa ederken milyonlarca iyi ve saygın iş yaratabiliriz.

Beş temel ilkeyi içeren adil bir iyileşmeye ihtiyacımız var:

Kim olursa olsun insanların sağlığına öncelik vermek; insanlara ve topluluklara doğrudan ekonomik destek sağlamak; yardımları şirketlere değil, insanlara yapmak; iklim krizi dahil gelecekte ortaya çıkması muhtemel krizlere karşı dirençlilik oluşturmak ve sınırlar ötesi dayanışma ve topluluklar inşa etmek.

Bu kriz sonrası iyileşme sadece pandeminin ardından ayağa kalkmaktan ibaret olmamalı, aynı zamanda iklim aciliyetine de cevap vermeli. Yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmemiz için gereken kamu yatırımları, enerji verimli binalar yaparak salımlarda edineceğimiz azaltım, toplu taşımamızı ve şehir planlarımızı dönüştürmemiz, gıdayı tekrar yerelde yetiştirmeye başlamamız hep hareket halinde olmayı gerektiriyor. Dayanışma içinde, küresel bir topluluk olarak daha iyi bir geleceği inşa etmenin tek yolu bu.

 

İmzalayanlar: 350.org adına Landry, Norly, Lucy, Svitlana, Nicolo, Erica, Tamara, Fenton, Efe

FacebookTwitter