Yazar: Hoda Baraka

Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) eylemcilerinin bir hafta süren Londra işgalinden, Birleşik Devletler‘den İspanya‘ya kadar her yerde yayılan Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal) çağrılarına, iklim değişikliği eylemleri dünya çapında muazzam bir hızla çoğalıyor. İklim Acil Durumu ilan eden ülkeler ve yerleşim bölgelerinin sayısı giderek artarken, yatırımları geri çekme hareketinin büyük başarıları sayesinde fosil yakıt endüstrisi artık toplum tarafından giderek daha az kabul görüyor.

 

Birdenbire herkes iklimden bahseder oldu. Aslında bu değişimin uzun zaman önce gerçekleşmesi gerekiyordu ama yine de fark yaratabileceğimiz son dakikada yetiştik. Fakat bu farkı yaratabilmek için, tek tek her birimizin elden geldiğince harekete geçmesi gerekiyor.

Şimdiden dünyanın farklı bölgelerinde, daha önce hiç rastlanmamış iklimsel etkilerle karşılaşmaya başladık bile. Nisan sonunda, toprak kayması felaketine yol açan Idai Siklonu’ndan sonra Afrika kıyıları sadece birkaç ay içinde ikinci bir kasırga felaketi daha yaşadı.  Mozambik’in kuzeyinde toprak kaymasına yol açan Kenneth Kasırgası’ndan önce bu kadar kuzeydeki bir bölgeyi vuran herhangi bir kasırga sistemi kayıtlara geçmemişti.

Ortaya çıkmakta olan bu felaketler, insanlığın karşı karşıya olduğu daha büyük bir krizin işaretleri.

Ekim 2018’de Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli(IPCC)’nin raporu sıcaklık artışını 1,5 derecede durdurdurmak için acil ve hızlı adımlar atmamız gerektiği gerçeğini inkar edilemez biçimde gözler önüne serdi. Yeni bir aciliyet seviyesini yansıtan bu rapor şu an yaşanmakta olan “iklim dalgası”nın muhtemel katalizörü olarak görülebilir.

Isınmanın sanayi öncesi seviyelerin üzerine 1,5 °C’yle sınırlandırılması, enerji kaynakları, altyapı, sanayi ve ulaşım alanlarında “hızlı ve geniş kapsamlı” dönüşümler anlamına geliyor. Bu da önümüzdeki on yıl içinde karbon salımlarını 2010 seviyelerinin %45 altına çekmek demek.

Eğer bu gerçekleşmezse, kuru bölgelerin yoğun kuraklıkla karşı karşıya kalma ihtimali daha da artarken, sıcaklık dalgalarına ya da yoğun kasırgalara yatkın bölgeler ise bu tür felaketlerden daha çok zarar görmeye başlayacak.  Çoğu mercan resifi ölecek ve Kuzey Kutup bölgesinde eriyen buzullar deniz seviyelerinin çarpıcı biçimde yükselmesine neden olacak. Bu değişimler devasa insan göçlerini ve hayvanların kitlesel yok oluşunu tetikleyebilir.

Son zamanlarda iklim sorunuyla ilgili bir şeyler yapılmasına yönelik yaratılan baskının çoğuna, gelecekte ısınmakta olan gezegenin yükünü omuzlarında taşımak zorunda kalacak olan genç insanlar öncülük ediyor. Bu gençler, iklim hareketini, zamanı çoktan gelmiş ve geçmekte olan bir şekilde, farklı hak mücadelelerinin ve meselelerin kesiştiği bir geleceğe doğru yönlendiriyorlar.

Tutku ve kararlılıkları büyük hayranlık uyandırıyor ama ihtiyaç duyduğumuz değişimleri gerçekleştirebilmek sadece onların elinde değil.  Bu bir acil durum. Hem de hepimizin mücadeleye katılmasına ihtiyaç duyulan türden bir acil durum. Bir organizasyon ya da grubun kullanmayı seçebileceği tüm yöntem ve vermeyi seçebileceği tüm mesajlara tamamen katılmasak bile, hepimiz mümkün olan en iyi sonuçları almak için nasıl birlikte çalışacağımızı öğreniyoruz.

Şu anda ortak geleceğimiz, bu anı yakalayabilmemize ve fosil yakıt endüstrisinin iklim krizini körüklemesine karşı durup uzun ömürlü, anlamlı bir değişim için hep birlikte çalışabilmemize bağlı.

350 ekibi de, dünya çapında devam eden ve bizleri yaşanılabilir bir geleceğe taşıyacağına inandığımız ilham verici gelişmeleri destekliyor. Önümüzdeki aylar içinde de iklim krizine karşı küresel ölçekte bir çok etkinlik gerçekleşecek. En son gelişmelerle ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak için kaydolun.

FacebookTwitter