Yenilenebilir Enerji İçin Bir Rekor Yılı Daha: Daha az para harcamak için daha fazla yenilenebilir enerji kapasitesi

%23 daha az yatırımla, rekor kurulum yapıldı, 167 GW kapasite sisteme eklendi (241,6 milyar dolar).
REN21 en geniş kapsamlı yıllık yenilenebilir enerji değerlendirmesi olan, Küresel Yenilenebilir Enerji Durum Raporu(GSR)’nu yayınladı.

Rapordan Türkiye’ye dair çarpıcı bilgiler:

  • Türkiye, Endonezya ile birlikte, jeotermal kurulumunda dünya lideri konumunda bulunuyor. Türkiye, 197 MW jeotermal kurulu gücünü sisteme ekledi.
  • Türkiye, 2016 yılı sonu itibari ile, solar ısıtma sistemleri alanında Çin ve ABD’den sonra, Dünya üçüncüsü konumunda bulunuyor.
  • Türkiye, 2016 yılında sisteme 0.8 GW yeni hidroelektrik kapasitesi ekledi, toplam kapasite 26.7 GW seviyesine ulaştı.
  • Türkiye, 2016 yılında rekor kırarak, 1.4 GW yeni rüzgar kapasitesini sisteme ekledi, rüzgar kurulu gücü 2016 yılı sonu itibari ile 6.1 GW seviyesine ulaştı.
  • Türkiye, 2016 yılında elektriğinin yüzde 33’ü yenilenebilir enerjiden karşıladı.
http://www.ren21.net/status-of-renewables/global-status-report/

Yenilenebilir enerjide istihdam, http://www.ren21.net/status-of-renewables/global-status-report/

Kurulu yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış 2016’da yeni rekorlar kırdı,161 gigawatt artışla, toplam küresel kapasite, 2015’e göre neredeyse %9 artarak yaklaşık 2,017 GW’ya ulaştı. Hesaplanan güneş enerjisi kapasitesi yaklaşık %47 artarken, bunu %34’le rüzgar ve %15,5’le hidroelektrik takip etti.

Yenilenebilir en ucuz maliyetli seçenek oluyor. Danimarka, Mısır, Hindistan, Peru ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki son anlaşmalarla, birim fiyatı kilovatt başına 0.05 Dolar seviyelerinin altını görüd. Bu, bu ülkelerin her birindeki fosil yakıt ve nükleer enerjiden üretimlerden daha ucuz bir rakama denk geliyor. Almanya’da yakın zamanda yapılan rüzgar açık arttırmasının kazananları, hükümet desteği  ve teşviği olmadan, toptan satış fiyatına güvenerek arttırmaya katıldılar ve böylece yenilenebilirin en düşük maliyetli seçenek olduğunun bir kez daha gösterdiler.

“Baz yük” tartışması artık bir efsane. Yenilenebilir enerji konusunda önemli tartışmalardan biri de baz yük tartışması. ICT, yüksek verimli depolama sistemleri, ısı pompaları vb. akıllı şebeke teknolojileri gibi alanlarda gelişmeler sayesinde, fosil yakıt ve nükleer gibi baz yük kapasitelere ihtiyaç olmadan şebekeye yüksek miktarda yenilenebilir enerji bağlanabilindiği ortaya çıktı. Esnek şebekeler ile,  sadece değişken üretimi dengelenemeye ve system optimisasyonunu sağlamıyor ayrıca toplam üretim maliyetini de azaltıyor. 2016’da elektrik tüketiminin zirve yaptığı zamanları iyi yönetebilen ve yüzde 100 yenilebilir enerji üretimi yapan ülke örneklerinin arttığı görüldü.  Örneğin, Danimarka ve Almanya, yenilenebilir elektrik üretimini, sırasıyla %140 ve %86,3’e kadar çıkardılar.

Küresel ekonomide %3’lük büyüme ve artan enerji talebine rağmen, küresel olarak fosil yakıt ve endüstriyel kaynaklı enerji üretiminden kaynaklanan CO2 emisyonları, üst üste üçüncü yıldır sabit kaldı. Bu doğrudan kömürün zayıflamasına bağlanabilir, ama ayrıca enerji verimliliğindeki gelişmelere ve artan yenilenebilir enerji kapasitesi ile de ilişkilendirilebilir.
Diğer pozitif yönelimlerde ise şunlar var:

Depolama teknolojisindeki yenilik ve buluşlar, güç sistemlerine artan bir şekilde esneklik sağlayacak. 2016’da yaklaşık 0,8GW’lık yeni gelişmiş enerji depolama kapasitesi kullanıma hazır olarak, yıl sonu toplamını tahmini 6,4GW’ya taşıyacak.

Küçük şebekeler ve bağımsız sistemler için pazar hızlı bir şekilde gelişiyor ve mobil teknolojiler tarafından desteklenen Yaptıkça Öde Sistemli (PAYG) iş modelleri hızla artıyor. 2012’de PAYG sistemindeki güneş firmalarına yatırım sadece 3 milyon dolardı; 2016’da bu rakam 223 milyon dolara yükseldi(2015’de ise 158 milyon dolar).

REN21’in Yöneticisi Arthouros Zervos, “Dünya her yıl yenilenebilir enerji kapasitesinde fosil yakıtların toplamından daha fazla artış yapıyor. Bu yılın raporunda(GSR)ki en önemli bulgulardan biri şu ki, cevap bütüncül, sistemik yaklaşımlarda ve bunlar istisna değil kural olmalı. Yenilenebilirler gelişirken kapsamlı teknik araçlarla birlikte altyapıya da yatırım yapmalıyız: talep ve tedarik dengesini ölçen entegre edilmiş birbirine bağlı iletim ve dağıtım ağları, sektör birleştirmeleri(örneğin enerji ve ulaştırma sektörlerinin entegre edilmesi): ve kolaylaştırıcı teknolojilerin geniş bir alana yayılması.

Ama enerji dönüşümü Paris Anlaşması’nın amaçlarını başarıya ulaştıracak kadar hızlı gelişmiyor.
Yatırımlar yetersiz. Yine de yeni yenilenebilir enerji ve yakıt kapasitesine yapılan küresel yatırımlar, fosil yakıtlara yapılanın yaklaşık iki katı, yeni yenilenebilir enerji kurulumuna yapılan yatırımlar 2015’e göre %23 daha düşüktü. Gelişmekte olan ve gelişen pazar ülkelerde, yenilenebilir enerji yatırımları %30 düşerek 116,6 milyon dolara gerilerken gelişmiş ülkelerde %14 düşerek 125 milyon dolara geldi. Yatırımlar devam ediyor ancak yoğunlukla rüzgar ve güneş enerjisine odaklanarak, ancak küresel ısınmayı 2C’nin altında tutmak için bütün yenilenebilir enerji teknolojilerinin yayılması gerekiyor.

Ulaştırma, ısıtma ve soğuma sektörleri enerji sektörünün gerisinde kalmaya devam ediyor. Isıtma ve soğutma sektörlerindeki yenilenebilir teknolojilerin dağılımı, bu pazarın tekil ve dağıtılmış yapısının gerisinde kalıyor. Ulaştırma sektörünün yenilenebilir temelli dekarbonizasyonu ise henüz ciddi bir şekilde değerlendirilmiyor ya da önceliklendirilmiyor. Elektrikli araç satışındaki ciddi büyümeye rağmen, esasen batarya maliyetlerinin reddedilmesi yüzünden, bu alanda verimli bir altyapı oluşturmayı ve bu araçların yenilenebilir enerji ile çalıştırılmasını garanti altına almak için pek çok şey daha yapılması gerekiyor.

Fosil yakıt teşvikleri ilerlemeyi önlemeye devam ediyor. Küresel olarak fosil yakıt ve nükleere verilen sübvansiyonlar, dramatik bir şekilde yenilenebilir teknolojilere verilenden daha fazla. 2016’nın sonunda elliden fazla ülke kömür sübvansiyonlarını kademeli olarak durdurma sözü verdi, ve bazı yenilikler yapıldı, ama bunlar yeterli değil. 2014’de fosil yakıt sübvansiyonlarının yenilenebilir sübvansiyonlarına oranı 4/1 idi. Hükümetler yenilenebilir enerjiye harcadıkları her 1 dolara karşılık, fosil yakıt bağımlılığını sürdüremeye 4 dolar harcıyorlardı.

Raporun özetine buradan ulaşabilirsiniz.

REN21 Küresel Yenilenebilir Durum Raporu hakkında
REN21 Yenilenebilir 2017 Küresel Durum Değerlendirmesi Raporu’nda, 2016 boyunca yaşanan gelişmeler ve yönelimler mevcutken , 2017’nin başlangıcındaki yönelimlere dair gözlemler de bulunabilir.
İlk kez 2005 yılında yayınlanan yıllık Yenilenebilir Küresel Durum Raporu, konu için en geniş kapsamlı ve güncel özet, yenilenebilir enerji pazarındaki güncele gelişme ve yönelimler, endüstriler, yatırımlar ve dünya çapında politikalar. Tasarım olarak analiz ve fikir yürütme içermez. Veriler, dünyanın her yerinden araştırmacılar, yazarlar ve katkı sağlayanlardan oluşan 800 kişilik bir ağdan temin ediliyor. www.ren21.net/gsr

Kaynak: REN21

FacebookTwitter