Başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara karşı mücadele dünyanın dört bir yanında devam etmekte. Bir çok ülke kömürden çıkışı başlattığını duyurmuş olsa da uluslararası finans kuruluşları, yatırımcılar, bankalar, sigorta şirketleri fosil yakıt projelerini finanse etmeye devam ediyor. Fosil yakıt işletmelerine her yıl yaklaşık 5 trilyon dolar fon aktarılıyor. Peki bu finansman olmasa? Yaşanabilir bir gelecek için ekonomik kaynaklar adil dönüşüm projelerine, yenilikçi enerji çözümlerine aktarılsa? Şayet iklim krizine karşı somut adımlar atmak istiyorsak, fosil yakıtlara sağlanan finansmana karşı da adımlar atmamız gerekiyor.

Konuyla ilgili Slovenya Fridays for Future’dan Nejc Trampuz’un ve Polonya’da kömür madenciliğinin aşamalı sonlandırılması için çalışmalarda bulunan, aynı zamanda Europe Beyond Coal üyesi Development YES – Open Pit Mines NO! ‘dan Kuba Gogolewski’nin Avrupa’daki kurumların fosil yakıtları finanse etmeleriyle ilgili kaleme aldıkları yazıyı paylaşıyoruz.

****

Slovenya’nın Fridays for Future (Gelecek için Cuma Günleri) ve  Polonya’nın Development YES – Open Pit Mines NO! (Kalkınmaya EVET – Açık Maden Ocaklarına HAYIR*)! hareketi olarak bizler, 2030 yılına kadar ülkelerimizde ve tüm Avrupa’da kömür çıkarımının ve kullanımının sonlandırılması için mücadele ediyoruz. Çek Cumhuriyeti, Almanya, Polonya ve Slovenya’da siyasi değişimin zor, fosil yakıt endüstrisinin lobicilik gücünün ise hâlâ çok kuvvetli olduğunu gördük. Ancak Avrupa’nın kömürden önümüzdeki on yıl içinde çıkması son derece önemli. Bunu gerçekleştirmek için ise sektöre (ve genel olarak kirleticilere) olan para akışının durdurulması hayati öneme sahip.

Fosil yakıt finansörlerini açığa çıkarmalı, maddi güçlerini iklim eylemliliğini baltalamak yerine desteklemek için kullanmalıyız. Finansal destekleyiciler kömür, petrol ve doğal gaz şirketlerinin hava ve suyumuzu kirletmesine, insanların ev ve topraklarını yok etmesine ve Avustralya’daki arkadaşlarımızın şu anda yaşadığı gibi gezegenimizi yaşanmaz bir cehenneme dönüştüren iklim değişikliğine neden olmasına yatakçılık ediyor. Bu, ‘finans kurumlarının’ fosil yakıt şirketlerinin neden olduğu zararın sorumluluğunu paylaştığı anlamına geliyor. Bu tür kara lekeler ise bu kurumlar için ‘prezentabl’ bir görüntü oluşturmaz.

Bazı hükümetlerin sorumlu bir şekilde hareket edeceğine güvenemiyorsak, en azından mali çıkarları zorlayabilir ve bu kurumlara itibar ve yatırımlarını korumaları için baskı yapabiliriz. Finansal kurumlara odaklanmak, tabanda bir araya gelen kurumların harekete geçerken zorluklarla karşı karşıya kaldığı ülkelerdeki değişimi hızlandırmayı da kolaylaştırır: Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Mısır gibi. Bu ülkeler Avrupa finans kurumlarının desteğine bağımlı.

Bu yöntemin işe yaradığını biliyoruz. AXA ve KLP gibi şirketler mesajımızı anladı ve iklim değişikliğini finanse etmekten uzaklaştı. Ancak birçok şirket bu konuda ayak sürüyor veya hareket etme sorumluluğunu görmezden geliyor. Bu şirketlerden doğru şeyi yapmalarını talep etmeliyiz. İlk olarak kömürden çıkılmasını sağlamalıyız. Çünkü her sene ortaya çıkan iklim etkilerinin en şiddetlilerinden bazıları ve binlerce erken ölüm kömür kaynaklı.

Bazı Avrupa ülkeleri bu durumun farkına vararak çılgınlarca kömür kullanmaktan kömürsüz bir geleceğe geçiş yaptıklarını gösterdiler. Britanya geçtiğimiz Mayıs ayında iki hafta boyunca tüm kömürlü termik santrallerinde kontağı kapattı. Bu, sanayi devriminden beri ilk defa gerçekleşti. Birleşik Krallık bir ülke olarak başarılı bir şekilde kömürden aşamalı olarak çıkış yaptı. Ancak Birleşik Krallık merkezli finans kurumları Avrupa ve tüm dünyada kömüre destek sağlamakta liderliği üstlenmeye devam ediyor. Bu durum, Birleşik Krallık’ın önümüzdeki iklim konferansına Glasgow’da ev sahipliği yapacak olmasıyla büyük çelişki içeriyor. Barclays, Standard Chartered ve HSBC gibi Birleşik Krallık merkezli bankalar, Avrupa’nın en zayıf kömür politikalarından bazılarına sahip. Lloyds of London şirketi (Lloyds Bankası ile karıştırılmamalıdır) da yeni kömür projelerini sigortalayan Avrupa’daki son büyük kurumlardan biri olma özelliğini taşıyor. Avrupa finans sektörünün büyüklüğü, önemli finans kurumlarına yönelik kampanya yürütmenin kömürden çıkışı hızlandıracağı anlamına geliyor. Kömürden çıkışı, petrol ve doğal gaz takip edecek.

Gerçek dünya ve finans dünyası arasındaki bu kopukluk başka ülkelerde de mevcut: Almanya’nın kömürden aşamalı olarak çıkış için (yetersiz olsa da) ulusal bir planı bulunuyor. Ancak ülkedeki kamu hizmet kuruluşları ve finans kurumları gerçeği görmezden gelmeye devam ediyor. Az bilinen bir Almanya sigorta sermaye grubu olan Talanx, kömür-hastası Polonya ve Türkiye’deki projeleri destekliyor. Ayrıca Almanya’nın RWE şirketi, yakmaması gereken kömürü çıkarmak amacıyla maden ocaklarını genişletmek için köyleri ve ormanları yok ediyor. Bunu ise Almanya’daki kurumlardan ve diğer ülkelerden finanse ediyor. İspanya kömürden çıktığını duyurmaya yakınken, bu ülke merkezli çok uluslu bir finans kuruluşu olan Santander Banka Grubu hâlâ Polonya’nın en büyük kömür şirketi PGE’yi finanse ediyor. Ne yazık ki bu liste uzayıp gidiyor.

Fosil yakıtlar için finansman ve sigortalamanın sonlandırılması, inatçı iklim suçlularına veda öpücüğü olacak. Yeni projeler sona erecek ve faaliyette olanlar çok geçmeden kapanacak. Bu, ilerici finans kurumlarının fon akışını fosil yakıtlardan çektiği yerlerde hali hazırda gerçekleşiyor. Madencilik şirketlerinin ve kamu hizmet kuruluşlarının CEO’ları, yeni kömür projeleri için finansman bulmanın ve sigorta yaptırmanın ne kadar zor olduğundan bahsediyor şimdiden.

Finans kurumları üzerindeki kamuoyu baskısı arttıkça, kirleticilerle yeni iş birlikleri yapmadan veya var olan iş birliklerini sürdürmeden önce daha ciddi düşünecekler. 2030 yılına kadar Avrupa ve OECD ülkelerinde kömürden çıkmış olmamız son derece önemli. Bazı Avrupa ülkelerindeki finans sektörünün karbon ayak izinin, o ülkenin bütün ekonomisininkinden daha büyük olduğunu göz önüne aldığımızda (örneğin, Fransa bankalarının karbon ayak izi Fransa’nın karbon ayak izinden dört kat daha büyük), finans sektörünün vermesi gereken bazı büyük kararların olduğu oldukça açık.

Finans kurumları, iklim acil durumu hakkında fosil yakıt endüstrisi kadar suçlu. Felaket karşısında değişmeyi reddeden daha fazla şirkete müsamaha etmemiz mümkün değil. Greta’nın haklı bir şekilde işaret ettiği gibi: “… üzerinde yaşadığı gezegenin iyi durumda olduğundan emin olmanın her şirket ve paydaşın çıkarına olması gerekir. Ancak tarih, kurumsal dünyanın kendini sorumlu tutmaya istekli olduğunu göstermiyor. O yüzden bunu yapmak bize, çocuklara düşüyor. ”

Bunu yapmak hepimize düşüyor. İklim hareketi, 2020 yılında bu şirketlerin yıllık genel kurulları boyunca, bu para insanlarına yüksek sesle ve net bir şekilde “Durma” sözü vermeye yükümlü olduğunu söylemelidir. Fosil Yakıtları. Finanse Etmeyi. Durdur. Evimizi yakan ateşi beslemeye devam ederlerse, o zaman onları evimizi kundaklayanlar olarak ifşa etmek için hep birlikte çalışmalıyız.

 


Metnin orijinali Europe Beyond Coal sitesinde İngilizce dilinde yayınlanmıştır: Stop the Money, Save the Future
Türkçe’ye 350.org tarafından çevrilmiştir.

FacebookTwitter